MECRA bugün açıldı. İlk yazının konusu, adımızın da hikâyesi: mecra, bir şeyin aktığı yatak — yön, akış, karakter demek. Biz de her marka için kendi mecrasını sıfırdan, bir eser gibi kuruyoruz.
Neden bir stüdyo daha?
Türkiye’de bir KOBİ web sitesi yaptırmak istediğinizde önünüze iki yol konur: hazır şablon ya da “kurumsal” görünen ama birbirinin aynısı bir tasarım. İkisi de aynı sonucu verir: markanın kendisine değil, sektörün ortalamasına benzeyen bir site. Oysa marka denen şey tam olarak ortalamadan ayrışan kısımdır.
Nasıl çalışıyoruz?
Her projede aynı disiplin: önce sektörün en iyi işlerini tararız ve bir trend raporu çıkarırız. Yön kararını müşteriyle birlikte veririz. Görselleri stoktan seçmeyiz; markaya özel üretir, tek tek denetleriz. Ve her siteye kendine ait en az bir imza etkileşim koyarız; çünkü akılda kalan siteler, bir an hatırlatan sitelerdir.
Çıta nerede duruyor?
Dünyada öne çıkan işlerin ortak paydası bütçe değil, niyettir: tipografiye, boşluğa, harekete ve ayrıntıya gösterilen özen. Biz her projeye bu çıtayla başlıyoruz: kurumsal bir nakliye firması için de, bir diş kliniği için de.
Vitrindeki işlere göz atın; sıradaki marka sizinki olsun.